
15/09/07
Bu günü takvimler hiç yazmasın
Hiç varolmasın isterdim.
Yüreğimin bir yerine bir hançer saplandı
Ömür boyu benden hiç çıkmamasına...
Benim benden 2 yaş büyük dayım
Bu gün kendince bir tercih yaptı
Doğan güneşi gören gözlerini
Bir daha açmamak üzere kapattı.
Dayım artık bir avuç toprağın yari.
Bizlerin sevgisinden vazgeçecek kadar
Onu bu hayattan koparacak
Ne olduğunu bir bilsem...
Sevabımı dayıma verir
varsa bütün günahlarını kendime alırdım.
Yeter ki dayım yaşasaydı.
Şimdi elimde onun muhabbet kuşu
Bana tek yadigarı
Adı mavi.
Tıpkı aşkımın gözlerinin rengi tüyleri.
Dayımı adli tıpa götürdüklerini öğrendim.
Son bir kez görmek istedim.
Meleğimi aradım
Var mı tanıdığın dedim
Yok dedi
Biliyorum olsaydı elinden geleni yapardı
Dayımı daha sonra cenaze namazından önce
Hazırlanırken gördüm
İçimde bir şeyler koptu
Adına fırtına mı dersin,kasırga mı bilemem
Ama
Anlardır,saliselerdir,saatlerdir,günlerdir
Çıkmadı aklımdan,çıkmadı hayalimden
Dokuz sene özleyip
Sonunda cansız bedenin musalla taşına görmek
Sesini duymak istemek ama duyamamak
Dokunmak istemek ama dokunamamak
Gözlerinin rengini görmek istemek ama görememek
Son bir kere seni seviyorum diyebilememek
Ne kadar acı bilemezsiniz
Bilesiniz de istemem.
Günlerdir gözüdeki yaşım durmadı
Duramıyor
Duramaz da...
O benim inik dayımdı,yakışıklı dayımdı.
Kendi ellerimle onu
Bir avuç toprakla evlendirdim.
Mezarının üzeinden bir taş aldım
O da dayımın bahtı gibi kara
Üzerinde dayımın torağı var
Kıyamıyorum silmeye
Kıyamıyorum tutmaya
Baktıkça dayım sel olup akıyor gözümden
Ben onu çok özlüyorum.
Meleğim....
Ya sen...
Hiç düşündün mü
Seni ne kadar özleyeceğimi?
Şimdi buzdan kalbim
Üşüyor...
Ayazlarda mı desem,boranlar da mı
Bilemem
Bildiğim bir şey varsa
Bir çift mavi göz yüreğimi yaşatan.
Kendine iyi bak mavi gözlü meleğim...
Sensiz bu dünya cehennem bana.